12 Haziran 2010 Cumartesi

#DK --- 1. GÜNÜN ARDINDAN



Açılış töreniydi, ara yayınlardı, iki maçtı derken, dün Dünya Kupası’nın ilk gününü tamamladık. Kısa kısa dün yaşanlardan bahsedeceğim bu yazıya, açılış töreni hakkında iki kelam ederek başlayayım:

Öncelikle, neden bir açılış seremonisi gün ortasında yapılır anlamış değilim. Sonuçta ışık oyunlarıyla yapılacak şovlar her zaman daha cezbedicidir. Ayrıca o nasıl bir ses sistemidir ki hiçbir şeyi doğru düzgün duyamadık? Ama hadi hepsi bir kenara, asıl üzücü olan çok sönük bir tören olmasıydı. Bir iki koreografi dışında, sergilenenlerin tamamı hiçbir heyecan uyandıramayan gösterilerdi. Koskoca Afrika kıtasının kültürel mirasını sergileyecek bir açılış töreni çok daha güzel olmalıydı diye düşünüyorum. Elbette Pekin kadar iddialı bir açılış töreni beklemiyordum ama, bu da hakikaten çok sıradan bir tören oldu.



Neyse, sonuçta Dünya Kupası heyecanımızı söndüremedi açılış töreni. Ama ısrarla heyecanımız baltalanmak isteniyordu. Allah’ım o nasıl bir maç yayınıdır TRT? Yemin ediyorum vuvuzela sesinden daha sinir ediciydi, hoş artık alıştım zaten o merete de, bünyede baş ağrısı yapmıyor en azından, ama TRT hakikaten ilk maç yayınıyla sınıfta kaldı. Hadi logon küçücük o beni ilgilendirmez, sonuçta ekranda kalabalık yapmıyor, ama maçta dakika/skor göstergesi nasıl olmaz arkadaş? Sağ olsunlar maçın son dakikalarında sağ üste koyma inceliği gösterdiler, ama bir-iki dakika ekranda kalan o gösterge de o kadar küçüktü ki, eminim izleyenlerin yarısı görmemiş, diğer yarısı da tekrar kaybolunca önceden halüsinasyon gördüğünü falan zannetmiştir. Zaten maç sonuna doğru da, kafalar vuvuzela sesiyle iyice Leyla kıvamına gelmiş, kim hatırlayacak o bit kadar şeyin varlığını. Ama beterin beteri var tabi; en asap bozucu olan problem erken gelen sesti. Daha şut çekilmeden “Kaleci kurtardı”yı duymanın, adam topu ayağına yeni almışken “Çok güzel bir çalım”ı dinlemenin verdiği acı tarif edilemez. İlk maç yayınının ne kadar kötü olduğunu aslında tek bir cümlede kolaylıkla ifade edebilirim: Maç boyunca bir kez bile Ömer Üründül’den şikâyet etmedim. Acı, ama gerçek. Neyse ki ikinci maç yayını ilkine göre daha iyiydi en azından.



Dün oynanan maçlardan bahsetmeden önce bir iki cümle de vuvuzelalara ayırmazsak olmaz. İlk duyduğum zamanlar hakikaten beni çıldırtacak düzeyde olan bu milyonlarca sinek vızıltısı gücündeki çalgı aletine (!) dayanamıyordum, ama artık alıştım valla. Hem baş ağrısı yapmıyor eskisi gibi, hem de sinirlerimi bozmuyor. Ama vuvuzelanın en büyük zararı, taraftarlar tepkilerini ortadan kaldırması. Bir “oohhh”, ya da ne bileyim bir “aahhh” sesi (evet futbol maçından bahsediyorum, hiç mi Premier Lig seyretmiyorsunuz?) olmadan maç izlemek büyük eksiklik. Hatta dün zaman zaman uyukladığım Uruguay-Fransa maçında taraftar sesleri olsa belki daha ayık kalabilirdim. Ama bu vuvuzelanın tek tepkisi, direkten top falan dönünce sesinin kesilmesi.



Bir de anlamadığım şey, tamam Afrikalılar çalıyor bu aleti kendi kültürel çalgıları falan da, sen niye çalıyorsun maç boyunca elin Avrupalısı? Otur bildiğin gibi maçını seyretsene, gerekirse çekirdek çitle 90 dakika, ama niye nefesini boşuna harcıyorsun? Demek ki neymiş, hangi kıtadan olursan ol, her insanda sürü psikolojisi varmış diyerek bu kısmı da kapatıyorum.



Yazı fazla uzun oluyor, canınızı sıkmak istemem, o yüzden maçlardan sonra bir ara bahsederim gerekirse, ya da ilk gün maçlardan bahsetmesek de olur, diğer günler maçlar daha ön planda olacak zaten. Ama şunu da söyleyeyim, ilk maç açılış maçı için keyifliydi bence. Gio ilk yarım saat ne top oynadı be, almadığına yansın Galatasaray yönetimi. Ayrıca Tshabalala’nın golü de tam Dünya Kupası’nın ilk golüne yaraşır bir gol oldu. Uruguay-Fransa maçında da zaman zaman uyuklar gibi olsam da, Uruguay defansı hakikaten iyiydi maç boyunca, ama Fransa da çok etkili olamadı hücumda, ilk maçın berabere bitmesi iki takım için de birer puanı “çok iyi” konumuna getirince çok fazla top oynanmadı maçta. Neyse bu takımların bir sonraki maçları öncesinde değiniriz tekrar bu maçlara. Şimdilik bu kadar dostlar, 3 maçla devam edecek Dünya Kupası ikinci gününüz keyifli geçer umarım. Ya ben de ne diyorum, İngiltere-ABD maçı var bugün, nasıl keyifsiz olsun?


Fotoğraflar: Getty Images

Hiç yorum yok: