10 Mayıs 2010 Pazartesi

ÇABUCAK DÖN, KENDİNİ FAZLA ÖZLETTİRMEDEN…



Dünyanın 1 numaralı ligi Premier Lig, dün oynanan maçların ardından sona erdi. Keyifli bir sezonun buruk bir son haftasının ardından koca bir kova su dökerek uğurladık kendilerini. Daha anılar tazeyken kısa bir son hafta değerlendirmesi yapalım.

       Ancelotti Chelsea'nin 3 sezonluk hasretini sona erdirdi. (chelseafc.com)

Kendi sahasındaki Wigan maçına United’ın 1 puan önünde çıkan Chelsea, bir hafta önceki Liverpool galibiyeti dolayısıyla kendine güveniyordu. Taraftarlar da Stamford Bridge’i 3 sezon aradan sonra gelecek şampiyonluğa hazırlamışlardı. Aynı sıralarda Manchester United ise Old Trafford’da Stoke City karşısına çıkarken, az da olsa umutluydu şampiyonluk konusunda. Kırmızı Şeytanlar şampiyon olamasalar da, en azından güzel bir galibiyet ile taraftarına veda etmek istiyorlardı. 

Zaten daha 6. dakikada gelen Anelka golü, şampiyonu da belli etmiş oldu. 90 dakikaya 8 gol sığdıran Chelsea, unutulmaz bir gün yaşattı taraftarlarına. Öyle ki, bir United taraftarı olarak, maçlar oynanırken her ne kadar çaresizce üzülsem de, bugün tekrar geniş özeti izlediğimde Chelsea’nin oyunu karşısında heyecanlandığımı hissettim. Hem Chelsea, hem de United oldukça başarılı bir sezonu geride bıraktılar ve hangisi şampiyon olsaydı hak etmiş olurdu. En azından Rooney’nin altın ayakkabıyı kazanmasını isterdim, ama 3 gol atan Drogba ayakkabıyı da kaptı gitti dünkü maçta.

Drogba'nın altın ayakkabı hırsı, skorboarda 3 gol olarak yansıdı. (Mike Egerton/Empics)

Chelsea maçı yaşattığı enstantanelerle de güzel bir maç oldu. İlk golden sonra kazanılan penaltıyı, gol krallığında Rooney’nin önüne geçmek isteyen Drogba kullanmak istedi, ama normalde penaltıları kullanan Lampard buna izin vermedi. Ne de olsa takımın başarısı kişisel başarıdan önce gelirdi. İngiliz golü attıktan sonra, bir çocuk gibi somurtan Drogba’nın yanına giderek, O’na gol attıracağının sözünü verdi. 5. golde Drogba’ya asist yapan Lampard, daha sonra kazanılan penaltıyı da O’nun kullanmasına izin verdi. Bunu gole çeviren Drogba, farkında olmadan, ilk penaltı sırasında kendisini biraz ağırca eleştiren Andy Gray abimize de (ki kendisini çok severiz) güzel bir cevap vermiş oldu. Ayrıca bir not da son gol için. Dakika olmuş 90, skor ise 7-0, ama Joe Cole ceza sahasında öyle bir mücadele verdi, öyle bir can havliyle ayakta kalmaya çalışarak son anda çizgiden Ashley Cole’a öyle bir asist yaptı ki, insan ister istemez imreniyor. Sanırım Mourinho’nun dilinden düşmeyen kazanma hırsının canlı bir örneği oldu. Eğer 7-0 öndeyken dahi gol için savaşıyorsanız, 3-0 gerideyken de aynı hırsla savaşırsınız; galiba bu da büyük takım/büyük futbolcu olmanın bir göstergesi.

        Rooney altın ayakkabıyı kaçırsa da, "Yılın Oyuncusu" ödülünü kazanmıştı.

Çok uzattık galiba Chelsea hikâyesini. Sezon boyunca sakatlıklarla uğraşan, olağanüstü bir performansla takımını taşıyan Rooney’nin de son haftalarda sakatlıklardan çektiği Manchester United ise, Stoke’u 4-0 ile geçti. Taraftarının dakikalarca ayakta alkışlarla veda ettiği United, 3 sezonun ardından şampiyonluk tacını devrederken, peş peşe 4 kez şampiyon olarak rekor kırma ve toplam şampiyonluk sayısında Liverpool’u geçme şansını da kaçırmış oldu.

Gelelim diğer dikkat çeken maçlara. Arsenal uzun bir süre şampiyon adayı olarak sürdürdüğü sezonun son haftalarında bu iddiasını kaybetmişti. Taraftarı önünde sezonun son maçında Avrupa Kupası finalisti Fulham’ı 4-0 yenerek, sezona güzel bir nokta koymuş oldu.

Geçen hafta Chelsea karşısında hiçbir varlık gösteremeyerek 2-0 yenilen Liverpool, ligden düşen Hull City ile deplasmanda 0-0 berabere kaldı.

Zorluklarla dolu bir sezon geçiren, yaşadığı tüm problemlere karşın FA Cup’ta finale çıkan, ama Premier Lig’den düşen Portsmouth Everton’a 1-0 yenildi. Everton ise Aralık ayında düşme potasının biraz üstünde gezinirken, ardından gösterdiği başarılı performans sonucunda ligi Liverpool’un ardında 8. sırada bitirdi.

Geçen hafta Tottenham’a 1-0 yenilerek Şampiyonlar Ligi fırsatını kaçıran ve hedefsiz kalan Manchester City ise West Ham deplasmanından 1-1’lik beraberlik ile ayrıldı. Yeni çıktığı ligden düşmek zorunda kalan Burnley ise, kendi seyircisi önünde Tottenham’ı 4-2 yenerek, Premier Lig’e güzel bir şekilde veda etti.

Birbirinden güzel ve anlamlı hikâyelerle dolu bir Premier Lig sezonu daha sona erdi. Chelsea ve United’ın şampiyonluk mücadelesi, Fulham’ın Avrupa macerası, Portsmouth’un çilesi, Tottenham ve Everton’ın yükselişi, Liverpool’unsa çöküşüyle, üzerinde daha çok konuşulacak bir sezon oldu. Artık tek temennimiz, Dünya Kupası falan derken fazla özlemini hissetmeden, yeni sezonun bir an önce başlaması…

Hiç yorum yok: