10 Nisan 2010 Cumartesi

AH ŞU BAHAR AYLARI…

Nisan ayı geldi geleli bir durgunluk, tuhaf ağır bir yorgunluk var üzerimde. Havalar da bir iyi bir kötü olunca, baharın o malum, biraz sevimli biraz bunalımlı doğasıyla birleşip, iyice beni tembelleştirdi. Uykumu aldığımda dahi kafamı toparlayamaz halime kahveler bile kâr etmez oldu. Kenarda biriken yazılar, zamanı geçtiği için önemini yitiren konular da kısmen heba oldu tabi.

Neyse ki akşamları çalışmak yavaş yavaş tembellikten sıyrılmamı sağladı. Geçen hafta sonu spor iletişiminin olmamasıyla oluşan boşluğu da, bugün derslerin tekrar başlaması doldurunca, bünye tekrar dinamizm kazanmaya başladı. Geçen 10 günde tuttuğum takımların Şampiyonlar Ligi’nden birer birer elenmesi ile açılan yaralar, bugünkü nispeten daha dışarıda kalarak takip edeceğim birbirinden güzel 3 maçla kapanacak. Önce Aston Villa-Chelsea FA Cup mücadelesiyle başlayacak olan futbol maratonu, Fiorentina-Inter maçı ile devam edip, gecenin sonunda da ‘el Clásico’ ile zirve yaparak tamamlanacak. Kısacası sporsever bir adam için, aşırı doz futbol vaat eden bir gece olacak.

Son olarak, bahar havaları ile başlayan bu yazıyı en anlamlı şekilde bitirebilecek tek şeyle, Orhan Veli’nin meşhur “Güzel Havalar” şiiri ile bitirelim.

GÜZEL HAVALAR

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada âşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

Orhan Veli

Hiç yorum yok: