17 Mart 2010 Çarşamba

SPECIAL ONE: 0-1



Mourinho maçtan önce bugün kaybetsek de kazansak da ben yine ‘Special One’ olacağım ve hep öyle kalacağım diyordu. Çeyrek finale çıkan tek İtalyan takımı olan Inter de, Chelsea gibi bir takımı her iki maçta da yenerek özel bir başarıya imza attı ve bunu Portekizliye borçlular. Nitekim maçı izlediğim Canal+ spikeri de, Eto’o golü sonrasında ekrana yansıyan Mourinho’yu görünce maçta oyuncu isimleri dışında anladığım iki kelime çıktı ağzından: ‘Special One’…

Canal+ dedik çünkü Şampiyonlar Ligi ‘yıldız’ını taşımayı hiç hak etmeyen malum kanalımız yüzünden maçı Fransızca izlemek zorunda kaldım. İlk 40 dakikasını kaçırdım ama Guardian’ın sitesinden takip ettiğim kadarıyla asıl heyecanlı dakikalar da daha sonra başlamış. Ayrıca maç sonunda da stüdyoda Zidane vardı yorumcu olarak ve keşke Fransızcam konuşulanları anlayacak kadar iyi olsaymış dedim.



Maça gelirsek, ilk 40 dakikada, 6’daki Malouda’nın penaltı beklediği pozisyon, 11’de Ballack’ın uzaktan şutu, 28’de Maicon’un kayarak Drogba’nın şutunu engelleyişi ve 33’de Maicon’un ortasında Eto’o’nun kafa vuruşu ile kaçan pozisyon, anladığım kadarıyla bahsetmeye değer pozisyonlar.



Benim izlediğim sırada yakalanan ilk ciddi pozisyon ise, 41.dakikada Malouda tam kaleci ile karşı karşıya kalmışken nerden yetiştiğini anlamadığım Lucio’nun topu müthiş bir şekilde kesişiydi. İlk yarının son 5 dakikasında Chelsea rakip alanda oyuna hükmeden bir görüntü sergiliyordu. 42’de Drogba’nın pasını göğsüyle pek de başarılı bir şekilde önüne alamayan Anelka yine de şutunu çekebildi ama önce kaleci topu çıkardı, ardından da defans topu uzaklaştırdı. 44.dakikada köşe vuruşunda, Eto’o iki koluyla beline sarıldığı Drogba’yı yere düşürdü ancak hakem oyunu devam ettirdi. İlk yarı bittiğinde Chelsea ikinci yarı golü bulabilecek bir görüntü sergilemiş olarak soyunma odasına gidiyordu.

İkinci yarıya iki takımda dengeli başladı. Inter’in oyunun benim izlediğim yaklaşık 50-55 dakikalık bölümünde defanstan öte yaptığı en iyi şey, topu çok hızlı ve başarılı bir şekilde boş alanlara taşımasıydı. Bu da Chelsea’nin baskısını kırdı ve oyunun Inter yarı sahasına yıkılmasını önledi. Inter’de Sneijder öyle ara paslar attık ki -hele de goldeki pası- gerçekten şapka çıkarılacak cinstendi. 52.dakikada işte yine böyle bir Sneijder pasında Eto’o ceza sahasına girmek üzereyken Zhirkov yetişerek topu uzaklaştırdı. 55 ve 57’de Malouda ve Drogba peş peşe Motta’ya yaptıkları fauller yüzünden sarı kart gördüler. Zaten tüm maç boyunca Chelsea'li oyuncuların gördüğü 5 karttan 4’ü, Motta’ya yaptıkları fauller sonucunda çıktı.



İkinci yarının ilk 15 dakikası oldukça hızlı bir futbol oynandı, son bir iki dakikasında art arda kullanılan ve Chelsea’nin yararlanamadığı serbest vuruşlar dahi oyunun hızını kesmedi. 60.dakikada yine Sneijder ile pozisyona giren Pandev şut çekmekte gecikince Zhirkov Hızır gibi yetişerek topu çaldı. 62’de Ballack yerini Joe Cole’a bıraktı ama bu değişiklik de Ancelotti’nin umduğu etkiyi yaratamadı. 65’de gecenin yıldızı Sneijder’in pasında Milito ceza sahasında müsait durumda topla buluştu ama şutu sağdan faklı bir şekilde dışarı çıktı. Dakikalar 70’i gösterdiğinde oyun Inter’in istediği gibi gidiyordu. Chelsea tehlike yaratamıyor, Inter Sneijder yönetiminde ciddi pozisyonlara giriyor, kazandığı serbest vuruşları da yavaş kullanarak zaman kazanıyorlardı. 70.dakikada Sneijder’in kullandığı serbest vuruşta kaleye yakın mesafeden kafa vuruşunda Motta golü bulabilse, maç Inter adına bitebilirdi. 73’te Ancelotti, ikinci yarıda Inter'in ciddi iki pozisyonunu engelleyen Zhirkov’un yerine sahaya, ilk maçta Chelsea’nin golünü kaydeden Kalou’yu sürdü. Ama 5 dakika sonra golü Inter kaydedecekti.



78’de Eto’o muhteşem bir uzun pas ile topla buluştu desem, herhalde pası kimin attığını tahmin edersiniz. Sol tarafta topu alan Eto’o dikine kaleye doğru yöneldi, Alex’i geride bıraktı ve izlediğim kısımda her hangi bir hatasına rastlamadığım Chelsea’nin 3. kalecisi Turnbull’ın sağından topu ağlara gönderdi: 0-1. Böylece Sneijder de muhteşem oyununu bir asistle süslemiş oldu.



Golden sonra Chelsea tamamen rakip kaleye yüklenir, pozisyonlar bulur, hatta belki de maçı uzatmalara dahi götürür düşüncesindeydim. Ne var ki Chelsea bunu yapmaktan çok uzaktı bu gece. 85’de ağır hareketlerle Sneijder yerini Mariga’ya bırakmadan önce, kenarda Mourinho Mariga’ya taktikler veriyordu; zaten maçın bittiğinin farkında olan ve kameralar tarafından çekildiğini bilen Portekizli sanki herkese Chelsea’yi taktiklerimle yıktım diyordu.



86.dakikada Drogba da direkt kırmızı kart ile oyun dışında kalınca, Stamford Bridge’i dolduran Chelsea’li taraftarların son ümitleri de –eğer kalmıştıysa- tükeniyordu. Bu pozisyonda top sol kanatta Malouda’dayken, ceza sahasında Drogba’nın Motta’yı ittiğini ardından da yere düşerken tekmelediğini gerekçe olarak sundu hakem. Açıkçası tekrarlardan da bir şey anlamadığım için yorum yapamayacağım ama Guardian’da maçı dakika dakika yazan Simon Burnton’a göre öncesinde Motta’nın yaptığı bir faul vardı ve sonra Motta yerde yuvarlanmaya başlamıştı, hatta o bunları yazarken hala yuvarlanmaya devam ediyormuş :)

Maç artık bitti derken 93.dakikada Eto’o az daha maçı 2-0 yapacaktı ama Turnbull tersine gelen topu ayağıyla öyle bir çıkardı ki, Hilario’nun yerine ikinci kaleci olabileceğini gösterdi bana kalırsa.

Sonuç olarak Inter çok ciddi bir maçı kazandı. İlk yarının hemen hemen son 10 dakikası ve belki ikinci yarının ilk 5 dakikası dışında, Chelsea maçı kazanacak bir görüntü çizmedi. Inter hem defansif olarak, hem ikili mücadelelerde, hem de Sneijder kumandasında geliştirdiği ataklar ile bu maçı kazanmayı ve turu geçmeyi hak etti.



Maç bitmek üzereyken Mourinho soyunma odasının yolunu tutarak, Stamford Bridge’de galibiyet turu resimleri vermemeyi tercih etti. Diğer yanda ise Terry maç biter bitmez hakeme şiddetli itirazlarda bulunurken, soyunma odasına dahi giderken hala 4. Hakeme bir şeyler söylüyordu. Geçen sene Barcelona karşısında bence hiç hak etmeyerek elendiklerinde, Chelsea için Şampiyonlar Ligi Kupası’nın bir fobi haline gelmeye başladığını düşünmüştüm. İki sene önce Terry’nin ayağının kayması yüzünden kaçırdığı penaltı sonrasında finalde United’a kaybettikten sonra geçen sene de son dakikada yedikleri gol sonucunda Barcelona’ya elenince, herhalde oyuncular artık üzerlerinde bir lanet –belki de Mourinho’nun bir laneti- olduğunu düşünüyorlardır.



Inter ise çeyrek finale kalan tek İtalyan takımı olarak, Chelsea gibi son 6 yılda 5 kez yarı final görmüş bir Şampiyonlar Ligi takımını da iki maçta da yenmeyi başararak büyük bir başarıya imza attı. Sadece Seria A’da şampiyon olmayı küçümseyen İtalyan basını ve Avrupa’da da başarı isteyen Inter taraftarları gözünde Mourinho da –her ne kadar kendisi kimseye bir şey ispat etmek zorunda olmadığını düşünse de- önemli bir başarı elde etmiş oldu. Inter bundan sonra neler yapar soru işareti ama Mourinho ve oyuncuları için şimdi sıra, 19 Martta Nyon’da çekilecek kura sonucu belirlenecek, yarı final yolundaki takımda…

Hiç yorum yok: