9 Mart 2010 Salı

RÜYADAN UYANIŞ: 2-1

Ligde 24. haftanın son maçında Galatasaray, Eskişehirspor deplasmanında Koray’ın gollerine engel olamayınca 2-1 yenildi. Bu sonuçla 10 maç sonra yenilen Cim-Bom, geçen haftaki zafer sarhoşluğundan da uyanmış oldu.



Gerçek Sınav

Geçen hafta kazanılan Kasımpaşa maçının ardından, herkes Galatasaray’ın şampiyonluk yolunda ciddi bir avantaj yakaladığından bahsediyordu. Bunda oynanan güzel futbolun yanı sıra (iyi değil), Fenerbahçe’nin haftalardır kazanamamasının da rolü büyüktü. Ne var ki Galatasaray asıl sınavı, orta sahayı tamamen rakibine bırakan Kasımpaşa maçından sonra, bunun tam tersi bir anlayışla sahaya dizilen Eskişehirspor karşısında verecekti.

Zor da olsa Fenerbahçe’nin İstanbul’da kazanmasının ve muhtemelen Bursa’nın da hükmen 3 puan alacağı hafta sonunun ardından, bu akşamki maç daha da bir önem kazandı. Hem Galatasaray hem de Eskişehir maçın ilk kısmında oldukça kontrollü bir futbol oynadılar.

Galatasaray’da Mehmet Topal defansın tam önünde çakılı oynarken, Ayhan ve Elano da onun önünde orta sahaya destek verdiler. Arda-Keita-Jo üçlüsüyse, ileride Cim-Bom’un gol arayan ayaklarıydı. Eskişehir ise her ne kadar klasik 4-4-2 ile sahaya dizilmiş olsa da, ileri uçtaki oyuncuları da orta sahaya yaklaşıp topun arkasında kalarak alan daraltmaya çalıştılar ve hızlı ataklarla gol aradılar.

Durağan Futbol

İlk yarım saatte Galatasaray oyunun hâkimi gibi gözükse de, Eskişehir bu süre zarfında rakibine pozisyon vermedi. Ayrıca bu kısımda her iki takımın oyuncularının da çok sayıda hata yapması, oyunun akışkanlığını engelledi. 31. dakikada Elano’nun neden farklı bir futbolcu olduğunu gösterircesine verdiği harika ara pası Jo’yu kaleciyle karşı karşıya bıraktı, ama Jo topun dibine biraz fazla girince, Galatasaray maçtaki ilk pozisyondan eli boş ayrılmış oldu. Ardından 37. dakikada sağ çaprazdan gelen Keita’nın güzel vuruşu ve İveşa’nın aynı güzellikteki kurtarışı, maça biraz olsun hareket kazandırdı.

Galatasaray’ın özellikle kalabalık orta sahalar karşısında defansından top çıkaramama problemi, 43. dakikada başına iş açtı. Topal’ın hatalı geri pasında Servet ve Caner topu kontrol edemeyince araya giren Koray, elinin de yardımıyla önünde kalan topu düzgün bir vuruşla sol direk dibinden ağlarla buluşturdu: 1-0. Burada bir parantez açalım; Koray’ın hem bu pozisyonda hem de daha öncesinde kendi ceza sahası önünde topu eliyle kontrol ettiği ve hakemin oyunu devam ettirdiği iki pozisyon var. Kendi ceza sahası önünde olan pozisyonda Koray topu isteyerek eliyle kesiyor, ancak goldeki pozisyonda dizinden seken top istemeden eline çarparak önüne düşüyor. Yine de şahsi fikrim, istemeden de olsa açıktaki eli topu kontrol etmesinde avantaj sağladığından, hakemin oyunu durdurması gerektiği yönünde.

Bando Çaldı, Koray Söyledi



Eskişehir önde girdiği ikinci yarıya hızlı başladı. 46. dakikada Doğa’nın pasında topla buluşan Koray, Topal’ı geçtikten sonra ceza yayından çektiği muhteşem şutun kalecinin solundan ağlarla buluşmasıyla herkese şapka çıkarttırdı: 2-0. Golden sonra Rıza Hoca’nın Ümit Karan’ı da oyundan almasıyla, Eskişehir iyice geriye yaslandı. Buna rağmen Galatasaray etkili ataklar yapmaktan uzaktı. Bunun başlıca sebebi de atağa çıkış şekliydi. Defansta yapılan hazırlık pasları, orta sahadaki oyuncular tarafından dikine öne doğru oynanmak yerine beklere veriliyor, özellikle Sabri de pres yapan Eskişehir orta sahası karşısında topu ileriye doğru şişiriyordu. Bu durumda da Galatasaray, Keita ve Arda gibi topu sürerek mesafe kat edecek oyuncularını kullanamıyordu. Buna rağmen Galatasaray 65. Dakikada Caner’in ortasında Keita’nın kafa vuruşu ile önemli bir pozisyon yakalasa da, bir şekilde isteksiz görünen oyuncuları ile gol bulmaktan çok uzak görünüyordu.

71’de Giovani oyuna girer girmez, takıma bir canlılık kazandırdı. Hemen bir dakika sonra da sağdan girdiği ceza sahasında, Ümit’in yerine oyuna giren Bülent Kocabey tarafından düşürülerek takımına penaltı kazandırdı. Açıkçası çok da sahici görünmeyen bu penaltıyı Elano, İveşa’nın ters tarafından gole çevirdi: 2-1. Golden sonraki kısa bir zaman diliminde Galatasaray yerden oynayarak yine etkili oldu, ancak sonra tekrar beklerden ileriye top şişirme hastalığına tutulunca, geriye kalan zaman da etkili tek bir pozisyon olmadan eridi gitti.

Şu bir gerçek ki, gerek Koray’ın elleri, gerekse de Galatasaray’a verilen penaltı sonrasında hakem belli çevreler tarafından tartışılacaktır. Ancak hakem tek bir taraf aleyhine kararlar vermekten ziyade, daha çok maçın kontrolünü elinde tutamayan bir görüntü verdi.

Şampiyonluk...



Sonuç olarak Galatasaray, geçen haftaki Kasımpaşa galibiyeti sonrasındaki rüyadan bu maçla birlikte uyandı. Belli bir ritim yakaladığında veya oynamasına izin verildiğinde ne kadar etkili olabileceğini Ali Sami Yen’de gösteren Cim-Bom, bunu artık kendisine alan bırakmayan ve etkili oyuncularına yakın markaj uygulayan takımlar karşısında da yapabilmeli. Aksi takdirde Bursa’nın gümbür gümbür geldiği ligde, şampiyonluk rüya olabilir.

Hiç yorum yok: