11 Mart 2010 Perşembe

OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ… 4-0



Maç öncesinde Ferguson’un da demecinden yola çıkarak, açık bir futbolun oynanacağı heyecanlı bir maç beklendiğini belirtmiştim. İlk 15-20 dakikasıyla öyle de bir maç oldu aslında. Manchester maça hızlı başladı ve ilk 5 dakikada özellikle Nani ve Valencia ile etkili oldu. Rooney uzaktan şutlarla Milan kalesini yokladı. Milan ilk kez 8. dakikada gelebildi United kalesine ama Ronaldinho’nun kafa vuruşu ile ciddi bir gol pozisyonu yakaladı. Van der Sar’ın kıpırdayamadığı pozisyonda top çok az bir farkla direk dibinden dışarı çıktı. 10. dakikada bu sefer Evra’nın hatasında Huntelaar topla buluştu ama kontrol edemeyince önemli bir şansı kaçırmış oldu Milan. İlk 10 dakika böyle olunca gerçekten de harika bir maç olacağına emin olmuştuk. 13. dakikada Neville’in ortasında, Rooney çok güzel bir kafa vuruşuyla Abbiati’yi çaresiz bıraktı. Bonera’nın sadece izlemekle yetindiği bu gol United’a büyük bir avantaj sağladı. Ayrıca Neville’in maç boyunca atakta yaptığı tek etkili aksiyon da bu asistti.



Golden sonraki yaklaşık 10 dakika içinde yine birkaç pozisyon olsa da, çok tehlikeli pozisyonlar değildi bunlar. Her ne kadar Milan topa daha çok sahip olan taraf olsa da, etkili bir atak geliştirebilecek gibi görünmüyorlardı ve United gol atma potansiyeli gösteren taraftı. İlk yarı sona erdiğinde akla gelen soru, Milan’ın bu maçı gerçekten kazanmayı isteyip istemediğiydi; Ronaldinho bile en ufak bir kıpırdanma göstermeyerek hayal kırıklığı yarattı.

İkinci yarının başında Bonera’nın yerine önceki maçta Milan’a tur ümidi aşılayan Seedorf girdi oyuna ama Milan’da değişen bir şey yoktu. Nani kaptığı topla soldan ilerledi ve Rooney’nin önüne harika bir pas attı. Rooney de üzerine doğru gelen kalecinin altından topu ağlarla buluşturdu ve film o dakika koptu zaten. 57’de Nani’nin arka direğe doğru kestiği topu Abbiati tokatlamasa Valencia topu ağlarla buluşturacaktı. Ama United bu gol nasıl kaçtı demeye fırsat bulamadan, 2 dakika sonra durumu 3-0 yaptı. Scholes orta sahada topu aldığında kendisine pres yapan kimse olmayınca, kime pas vereceği konusunda rahat rahat düşündü ve Park’da karar kıldı. Zor da olsa rakibinden çok daha istekli olduğu için topu kontrol edebilen Park, topu uzak direk dibinden ağlarla buluşturdu.



64’de alkışlarla oyuna Beckham girdi. Ancak her nedense onu alkışlayanlar top ayağına geldiğinde de yuhaladı. 66’da geç de olsa Rooney oyundan çıktı, ne de olsa sakatlıktan yeni kurtulmuştu.

Bu arada bu maç oynanırken diğer tarafta da Burnley-Stock maçı vardı. Stoke Tuncay’ın golüyle 1-0 öndeydi ve 69. dakikada (O maçın 52. dakikasıydı) Burnley durumu 1-1 yaptı. Guardian’ın sitesinde maçı dakika dakika yazan Paul Doyle’un o anki yorumu, her iki takımın da bugün ki Milan’ı yeneceği yönündeydi.

Fletcher 88’de durumu 4-0 yapan golü attığında, Milan bu geceyi ucuz atlattığını düşünüyor gibiydi, ne de olsa Roma’nın durumuna düşmek de var. Son olarak 90+1’de Beckham’ın kestiği topa İnzaghi’nin bir dokunamayışı var ki, Güiza olsa atardı öyle söyleyeyim ben siz anlayın.

Sonuç olarak Manchester United için oldukça kolay bir maç oldu. Bu skorla ilk kez bir Avrupa Kupasında Milan’ı elemiş oldu “Kırmızı Şeytanlar”. Dün Arsenal’in Porto’yu 5’lemesinden sonra, United da farklı bir skorla üst tura çıkmış oldu. Maçtan önce Ferguson, son yıllarda Avrupa’da İngiliz ve İspanyol takımlarının başarılı olduğunu ve İtalyan takımlarının geri kaldığını ama bu sene işlerin değişebileceğini düşündüğünü söylemişti. Milan pek bir şeyleri değiştirebileceği izlenimi bırakmadı açıkçası. Bakalım İnter haftaya Londra’da ne yapacak Chelsea karşısında. Bir yanda iki İngiliz takımıyla birlikte üst tura çıkmak isteyecek Chelsea, diğer yanda çeyrek finaldeki tek İtalyan takımı olmak isteyen İnter, daha da ötesi Mourinho ve diğer detaylar… Real Madrid’in de elenmesinin ardından, bakalım Barnebau’da kimleri göreceğiz Mayıs ayında…


Fotoğraflar: Tom Jenkins

Hiç yorum yok: