16 Şubat 2010 Salı

SPORUN GÜCÜ


Dün Sabah’ın New York Times ekinde, David Brooks tarafından kaleme alınan “Sportif Akıl” adlı güzel bir yazı vardı. Spor iletişimi programına katıldığım şu günlerde, özellikle yazının başında belirtilen sosyolog Eugen Rosenstock-Huessy’nin sporun iletişim konusundaki önemini anlattığı kısım oldukça ilgimi çekti.

Hitler Almanya’sından kaçarak ABD’ye yerleşen sosyolog Eugen Rosenstock-Huessy, Harvard’da ders verirken, İngilizce konuştuğu halde öğrenciler tarafından anlaşılamadığını fark eder. Etik, toplum ya da mistisizm gibi konulardan bahsederken, edebi ve bezeri alanlardan örnekler veren sosyolog, tam olarak anlaşılamamasının nedeninin dil değil de verdiği örnekler olduğunu anlayınca, ilerleyen yıllarda spordan örnekler vermeye başlar. Her şeyin artık daha iyi anlaşıldığını görmesi üzerine daha sonraları şöyle der:

"Bana 20 yaşlarındayken gelen Amerikalı öğrencilerin kendilerine güvendikleri alan spordu. Spor, öğrencilerin bütün erdemlerini, deneyimlerini, duygularını ve ilgilerini kapsıyordu. Bu yüzden sosyolojiyle ilgili bütün çabalarımı, bir Amerikalının atletizmle ve oyunlarla ilgili deneyimleri üzerine inşa ettim."

Politika ve din ile birlikte sporun toplumlar üzerindeki büyük etkisi yadsınamaz bir gerçektir. Birçok sosyal haksızlık ya da benzeri durumda tepkilerini göstermek adına birkaç bin kişinin dahi toplanarak ortak hareket edemediği ülkemizde, mesela federasyonun takımlarına haksızlık yaptığına inanan binlerce kişi omuz omuza yürüyebiliyor. Art arda gelen zamlar karşısında sesi soluğu çıkmayan insanlar, hakemin gösterdiği bir kırmızı kart sonrasında ortalığı yıkabiliyorlar. Sonuçta sporun, bir kişisel sağlık aktivitesi ya da kitlesel bir eğlence aracı olarak kullanılmasının yanı sıra, artık bireysel ve toplumsal bir eğitim aracı olarak da uygulanmasının zamanının geldiğini düşünüyorum. Çünkü örneğin futbol gibi on binlerce kişiyi bir araya getirebilen, birlikte sevindirip birlikte üzebilen, ortak dürtülerle hareket etmelerini sağlayan aktivite sayısı oldukça az sayıda bulunmaktadır.

David Brooks yazının devamında Duke Üniversitesi'nden Profesör Michael Allen Gillespie’nin "Ahlaki Eğitimi Tartışmak" başlıklı antoloji için yazdığı denemeden de yola çıkarak, sporun Amerikan ahlâki düşüncesi üzerindeki etkilerinden, Batı tarihi boyunca oluşan spor geleneklerinden ve Amerika’daki üniversite sporlarının öneminden bahsediyor. Merak edenler için yolu tarif edelim:

http://www.sabah.com.tr/NewYorkTimes/2010/02/15/sportif_akil

Hiç yorum yok: