15 Şubat 2010 Pazartesi

"MIŞ" GİBİ

Seda Camcı

İnsanoğlunu en çok yoran şey şu hayatta; mış gibi yapmak. İçinde durduğunu bilip de yokmuş gibi yapmak, yüreğiniz derin acılarla yerinden sökülürken mutluymuş gibi bakmak, kan ağlarken benliğiniz gülüyormuş gibi yapmak, mahvolup bitmişken hala ayaktaymış gibi dik durmak…

Kim bilir daha başka kaç çeşit mış gibi yapmak var, başka başka insanların başka başka hayatlarında. Gün boyu hatta ömür boyu, kendilerine biçilen kalıba sığmaya çalışarak yorgun düşen ruhlar, akşam olup da maskelerini çıkarınca bir olurlar. Ayrı gayrı kalmaz ruhlarında. Farklı zamanlarda farklı mekânlardadırlar belki, ama bilirler ki kendilerinden en az bir tane daha var. Yalnız olmadıklarının bilinci içlerini rahatlatır. Sonra akıllarına gelir yine acı halleri ve fark ederler dokunaklı, yürek burkan dert paydalarını. Kocaman bir soru işareti gelir çatar kimliklerine; başkalarının da aynı derdi çekmesine sevinilir mi diye?

Hem kendileri hem de dert ortakları için artan kederleri, geceyle birlikte zifirileşir. Akreple yelkovan cilveleştikçe yorgun bir uykuya dalarlar fark etmeden. Zaman akıp gider su gibi ve yine yorgun bir güne uyanırlar. Devran ise dönmeye devam etmektedir.

Hiç yorum yok: